Aslında işaretler her yerdeydi. Öncekilerin etkisi hissedilmemeye başladığında yenisi geldi, sonra yenisi.. Hepsini yaşadım, hissettim beynimde. Anlıktı ama her şey. İzleri kalmasın diye uyurgezer olup bütün o işaretleri temizlediğimi yeni yeni anımsıyorum. İnanmak istememişim diyebiliyorum şimdi.
Hala aynaya bakıp mutlu olabiliyorum. Rengarenk giyindiğimde kendimi son derece iyi hissedebiliyorum. Yani ben değişmedim. Ama işin aslı şu ki; değişmeyeceğim de. Aynı yerde kaldım. Aynı şekilde. Aynı kokumla. Aynı gülümsememle. Aynı tuhaflığımla..
Ağladığımda da kimse duymuyor. Zaten ben de hiç ses çıkartmıyorum.
Kafamsa allak bullak. Artık içerde kim ne yapıyor neden orada hiç bilmiyorum. Halbuki ne kadar kolaydı. Sonunda yine gözlerimi kör edebilmiştim. Kafamın içine kimseyi davet etmeme gerek yoktu. Hatta gelenleri reddetmeyi bile ne kadar sevmiştim. Ama o kadar kör olmuşum ki ölümümü göremedim. Bir duyusunu kaybedenlerin diğer duyuları daha fazla gelişirmiş ya öyle olmuş bende de. Ölürken gözlerim yoktu, sesini de duyamadım. Acıyı hissettim sadece, haddinden fazla..
Parçalandım. Artık her yerdeyim. Her odanın içinde, her bahçede, herkesin zihninde.. Ruhum o bahsettiğim yerde ve dönmeyecek ama benim için "zaman yok, mekan yok, hiçbir şey yok.."
No comments:
Post a Comment