22 February 2012

Çimdik Çimdik Makarna

Ne olmuş onun gözlerinin elasını seneler sonra fark ettiysem? Sonuçta onu benden daha iyi tanıyan kimse olamaz değil mi? Kaçırılmış bir şey yok aslında.
Öyle avuttu beni annem. O da biliyordu çünkü hayatın bana çok çok erken zamanlarda adaletsiz davranmaya başladığını.
Ah neler geçmiyor ki bu saçma kafamdan. Ama tek bildiğim senelerce birikmiş bütün o aşk acılarının, sınav-not kaygılarının, ego zedelenmelerinin bir avucu bile doldurmayacak saçmalık oldukları. Aklın alamayacağı şeyler var bu dünyada. Belli bir kısmıyla da yüz yüze kaldım bugüne kadar. Bunların bendeki etkileri, sonuçları anlatamayacağım şeylerdi. Anlatmayacağım için değil beceremeyeceğim için. Hepsini kendime anlattım, kendim çözümlemeye çalıştım. Belki de bu yüzden yalnızlık en büyük korkum oldu. Güç verecek değil ama varlığını hissedeceğim insanların arayışı oldu hep. Çünkü açıkçası daha ne kadar güçlenebilirim bilmiyorum. Ama şunu biliyorum ki saçma sapan şeylerden kalbi kırılan küçük bir kız olabilmek için çok şeyden feragat edebilirdim. Şimdiyse bir tarafı kırılmış, gözleri dolu ama acı eşiği son derece yüksek bir kız kaldı geriye; ayaklarının isimleri, Şifo Memet'le MetinAliFeyyaz, pazar günü gezileri, çiçeklerin topraklarını değiştirme ve balkon yıkama seansları, okul öncesi dört işlem dersleri gibi elinde kalan anılara deli gibi tutunmaya çalışan.

No comments:

Post a Comment