Maziden gelir hayaletler,
Fırsatını bulunca avlarlar seni bir gece yarısı.
Güneşli bir günün ardından gelen o karanlıkta,
Hepsinin, her birinin bir yerlerde yazılıdır anısı.
Gözlerinden yaşlar akar da sesin çıkmaz ya.
Bakarsın, ellerinde kan, gözlerinde kan...
Çılgınca koşarsın ama bir yere ulaşamazsın da
Vardığı yerde değil, durduğu yerde yaşlanıyor insan.
Yetmiş yedinci defa sevilecek bu hikaye.
Sıcak bir çarşamba sabahı yağarken yağmur,
Soğuk bir perşembe sabahı ağlarken İstanbul...
Aşka aşıksın diye deli diyorlarsa sana,
Ve bu delilik en büyük miras ise sana kalan.
Bırak onlar dönüp dursun bok çukurlarında,
Her delinin içinde vardır bir kafiye sessizce yatan.
Ben yazıyorsam sana yine bir gece yarısı,
Sen değil de ağlayan gözlerin girmiştir aklıma.
Gözlerin bırakmazdı ya beni, onların da sen girdin haince kanlarına.
Ben yazıyorsam sana yine bir gece yarısı,
Kör karanlık kış gecesinde yaz sıcağı kokun gelmiştir burnuma.
Ben yazıyorsam sana yine bir gece yarısı,
'Özledim' diyemediğimdendir, üzülmekten değil.
Ve ben yazıyorsam sana yine bir gece yarısı,
'Sevgiden değil' desinler, sevgiden değil.
Babası da böyleydi, sırf yazmaktan dinmezdi acısı.
No comments:
Post a Comment